Bir işletmeyi yönetmek yalnızca karar vermek, hedef belirlemek veya sonuçları takip etmek değildir. Alınan her kararın mutfakta, serviste, satın almada, ekip içinde ve misafir deneyiminde nasıl bir karşılık oluşturduğunu anlayabilmektir. Bunun yolu da işi yalnızca yönetim masasından değil, sahadan öğrenmekten geçer.
Benim Lale 1973'teki yolculuğum da işin farklı kademelerini tanıyarak şekillendi. Mutfakta çalışmayı, et hazırlığını, servisi, müşteriyi karşılamayı ve mal alımını öğrenmek; işletmenin görünen yüzünün arkasındaki emeği ve sorumluluğu anlamamı sağladı. Bugün bir yönetim kararını değerlendirirken yalnızca sonucuna değil, o kararın bütün çalışma düzenine nasıl yansıyacağına bakmamın temelinde bu deneyim bulunuyor.
Mutfak, işletmenin gerçeğini gösterir
Bir restoranın dışarıdan görünen tarafı masalar, servis ve sunulan yemeklerdir. Fakat güvenilir bir hizmetin arkasında malzeme seçimi, hazırlık, zamanlama, temizlik, ekip uyumu ve aynı standardı her gün yeniden sağlayabilme disiplini vardır.
Mutfakta geçirilen zaman, kalite kavramının yalnızca güzel bir söz olmadığını öğretir. Kalite; doğru malzemeyi seçmek, ürünü gerektiği gibi hazırlamak, çalışma alanını düzenli tutmak ve yoğunluk ne olursa olsun aynı özeni sürdürebilmektir. Bu zincirin herhangi bir halkasında yaşanan aksama, sonunda misafirin deneyimine yansır.
Bu nedenle yöneticinin sahadaki süreçleri bilmesi önemlidir. Bir işin ne kadar zamanda yapılabileceğini, hangi aşamada hangi zorluğun yaşandığını ve ekibin hangi koşullar altında çalıştığını bilmeden verilen kararlar, uygulamada karşılığını bulmayabilir. Sahadan gelen bilgi, kararların daha gerçekçi ve uygulanabilir olmasını sağlar.
Hizmeti öğrenmek, insanı anlamaktır
Servis ve müşteri karşılama, işletmenin insanla doğrudan temas ettiği alanlardır. Misafirin beklentisini, memnuniyetini veya şikâyetini aracısız biçimde görmek, raporlarda yer almayan pek çok ayrıntıyı fark etmeyi sağlar.
Bir müşterinin neden yeniden geldiğini ya da neden memnun ayrılmadığını anlamak için bazen rakamlardan önce onu dinlemek gerekir. Hizmet sırasında kurulan bu temas, işletmenin güçlü ve geliştirilmesi gereken yönlerini açık biçimde gösterir.
Müşteri güveni bir defada kazanılan ve kendiliğinden devam eden bir sonuç değildir. Her ziyaret sırasında yeniden oluşturulur. Lezzetin, temizliğin, ilginin ve hizmet anlayışının aynı güveni verebilmesi gerekir. Yöneticilik açısından bu, müşteri deneyimini yalnızca bir bölümün görevi olarak değil, işletmenin bütününün ortak sorumluluğu olarak görmek demektir.
Satın alma, masadan önce başlar
Misafirin önüne gelen ürünün niteliği çoğu zaman mutfağa girmeden önce belirlenir. Malzemenin seçimi, tedarik sürekliliği ve ürün standardı, nihai sonucun temelini oluşturur.
Satın alma sürecini sahada öğrenmek bana kalite ile maliyet arasında yalnızca kısa vadeli bir hesap yapılmaması gerektiğini gösterdi. Doğru ürünün düzenli olarak temin edilmesi, işletmenin güvenilirliğini doğrudan etkiler. Bugün sağlanan küçük bir kolaylık, yarın ürün standardında veya müşteri memnuniyetinde daha büyük bir kayba dönüşebilir.
Bu yüzden tedarik kararı yalnızca fiyatla ilgili değildir. Ürünün niteliği, sürekliliği, hazırlanma biçimine uygunluğu ve işletmenin yıllar içinde oluşturduğu lezzet standardına katkısı birlikte değerlendirilmelidir.
Yetkiden önce sorumluluk öğrenilir
Aile işletmelerinde yeni kuşağın yönetime katılması bazen yalnızca bir unvan devri gibi algılanır. Oysa kalıcı bir kuşak geçişi, yetkiden önce sorumluluğun öğrenilmesini gerektirir.
İşletmenin farklı bölümlerinde çalışmak yalnızca mesleki beceri kazandırmaz. Emeğe saygıyı, ekip arkadaşlarının karşılaştığı güçlükleri ve küçük görünen ayrıntıların bütün sistem üzerindeki etkisini de öğretir. Bu tecrübe, yönetici ile ekip arasındaki iletişimi güçlendirir; çünkü karar veren kişi, uygulamanın nasıl gerçekleştiğini de bilir.
Kurucu kuşaktan devralınan en önemli mirasın yalnızca bir marka adı veya işletme olmadığına inanıyorum. Asıl miras; çalışma disiplini, iyi malzemeden taviz vermeme anlayışı, müşteriye karşı sorumluluk ve işi öğrenmeden yönetmeye çalışmama kültürüdür.
Yönetim sahadan uzaklaşmamalıdır
Bir işletme büyüdükçe görevler, bölümler ve sorumluluklar çoğalır. Bu gelişim gereklidir; ancak yönetimin saha ile bağını kaybetmesi önemli bir risk oluşturur. Raporlar ve toplantılar işletmenin genel yönünü gösterir, fakat günlük işleyişin ayrıntıları çoğu zaman çalışanlarla ve müşterilerle doğrudan temas kurulduğunda anlaşılır.
Benim için işin mutfağını bilmek, yöneticinin her işi kendisinin yapması anlamına gelmiyor. Asıl anlamı; yapılan işi tanımak, emeğin değerini bilmek, doğru soruları sorabilmek ve kararların sahadaki etkisini görebilmektir.
Bugün Lale 1973 Yönetim Kurulu Başkanı olarak taşıdığım sorumluluğu bu anlayışla değerlendiriyorum. Geçmişten devraldığımız işletme kültürünü korumanın yolu, yalnızca geçmişi anlatmak değil; o kültürü oluşturan çalışma disiplinini günlük işleyişte devam ettirmektir.
Bir işletmeyi yönetmeden önce işin mutfağını öğrenmek, yalnızca kariyerin ilk dönemine ait bir tecrübe değildir. Yıllar sonra alınan kararların niteliğini belirleyen, insana ve emeğe bakışı şekillendiren kalıcı bir yönetim temelidir.
Lale 1973 Yönetim Kurulu Başkanı

