Yönetim · Ekip Yetiştirme
Her İşi Yapmaktan Ekip Yetiştirmeye: Bir İşletmecinin Değişen Sorumluluğu
İşi öğrenerek başlayan bir yolculukta, bildiğini paylaşmak ve başkalarının sorumluluk almasına imkân vermek üzerine.

Lale’de ekibim olduğu dönemlerde de sabah beşte mutfağa gider, yemekleri arkadaşlarımla birlikte hazırlardım. İşin içinde olmak, günün nasıl başladığını ve nasıl ilerlediğini görmek benim için alışılmış bir çalışma biçimiydi. Mutfakta yetişmiş, sorumluluğu orada öğrenmiştim. Yapılacak bir iş olduğunda elimi uzatmak, üretime katılmak hayatımın doğal parçasıydı.
İşletmenin gelişmesini düşünmeye başladığımda ise zamanımı nasıl kullandığıma da bakmam gerekti. Başka şehirlerdeki işletmeleri görmek, farklı insanların nasıl çalıştığını anlamak, kendi yaptığımız işi dışarıdan değerlendirebilmek istiyordum. Bunun için mutfağın günlük işleyişini güvenle sürdürebilecek insanların yetişmesi gerekiyordu. Önce ustalar yetiştirdik, ekipler kurduk. Benim çalışma hayatımda yeni bir dönemin kapısı böyle açıldı.
Bildiğini aktarabilmek
Bir işi yıllarca yaptığınızda bazı ayrıntıları düşünmeden fark etmeye başlarsınız. Eliniz alışır, gözünüz seçer, zamanlamayı hissedersiniz. Yanınızda yeni başlayan biri içinse aynı ayrıntıların her biri öğrenilmesi gereken ayrı bir konudur. Sizin kolayca yaptığınız bir işin başkasının elinde aynı rahatlıkla ilerlemesi zaman ister.
Usta yetiştirmeyi bu yüzden başlı başına bir sorumluluk olarak görüyorum. Birlikte çalışırken neyi neden yaptığımızı anlatabilmek, karşımızdaki kişinin nerede zorlandığını görebilmek gerekir. Bildiğimiz işin başkasına nasıl aktarılacağını da öğreniriz. Kendi deneyimimizi anlaşılır hâle getirmek, bazen o işi yeniden düşünmemizi sağlar.
Babamdan öğrendiğim sorumluluk duygusunu çalışma arkadaşlarıma da verebilmek, benim için bu sürecin önemli tarafıydı. İşini sahiplenen insanlar yetiştikçe, işletmenin günlük yükünü birlikte taşıyabildik. Büyümenin önünü açan gelişmelerden biri de buydu.

Sorumluluğa yer açmak
İşi iyi bilen bir insanın, başkasına alan açması üzerinde düşünülmesi gereken bir konu. Bir aksama gördüğünüzde hemen kendiniz müdahale etmek istersiniz. O anda işi tamamlamak kolayınıza gelebilir. Fakat her seferinde aynı yolu seçtiğinizde, yanınızdaki kişinin kendi tecrübesini kazanacağı alan da daralır.
Ekip yetiştirmek, insanın yaptığı işi takip ederken gelişmesine de fırsat vermeyi gerektiriyor. Sorumluluk üstlenen kişinin sorularını dinlemek, kararının gerekçesini anlamak, gerektiğinde birlikte değerlendirmek bu ilişkinin parçası. Bir çalışanın deneyimi arttıkça, işletmeye katkısının da gelişebileceğini kabul etmek gerekiyor.
Birlikte çalıştığınız herkes sizinle aynı karakterde, aynı hızda veya aynı düşünme biçiminde olmayabilir. İnsanları tanımak ve aralarındaki uyumu kurabilmek de işletmeciliğin içinde. Mutfakta edindiğim deneyimin yanına, zamanla insanlarla çalışma tecrübesi eklendi. Yönetim sorumluluğum bu şekilde genişledi.
İşletmenin dışından öğrenmek
Ekipler kurup sorumluluğu paylaşabildiğimiz dönemde, farklı yerleri görmeye daha fazla zaman ayırabildim. İstanbul’dan Antep’e, Türkiye’de ve yurt dışında başka işletmeleri gezdim. İnsanların işlerini nasıl düzenlediğine, hangi ihtiyaçlara nasıl karşılık verdiğine bakıyordum. Kendi işletmemizin geleceğini düşünürken bu gözlemlerden yararlandım.
Başka bir yerde gördüğünüz uygulama, sizin işinize olduğu gibi uymayabilir. Misafirinizin beklentisi, ekibinizin yapısı, bulunduğunuz yer ve yıllar içinde oluşmuş alışkanlıklarınız vardır. Gördüklerinizi bunlarla birlikte değerlendirmek gerekir. Bir ziyaret bazen uygulanacak yeni bir fikir verir; bazen de kendi işinizde daha önce üzerinde durmadığınız bir soruyu fark ettirir.
Araştırmaya ayırabildiğim zamanın arkasında, işin başında sorumluluk alan çalışma arkadaşlarım vardı. Bu ilişkiyi kıymetli buluyorum. Onların günlük işleyişte üstlendiği görevler, benim işletmenin sonraki adımlarına kafa yormama imkân verdi. Ekip yetiştirmenin işletmeye katkısını kendi hayatımda böyle gördüm.
Sonraki kuşağın önünü hazırlamak
Aile hikâyemizi anlattığımız dergi röportajında, çocuklarım bu işe devam etmek isterlerse önlerinde hazır bir altyapı bulunmasını istediğimi söylemiştim. Kendi fikirlerini geliştirebilecekleri, mesleklerine katkı sunabilecekleri bir çalışma düzeni hayal ediyordum. Kurumsallaşma hedefimi de bu düşünceyle anlatmıştım.
İnsan kendi geçtiği yolları hatırlayınca, sonraki kuşağın hangi güçlüklerle karşılaşabileceğini daha iyi düşünüyor. Öğrendiğimiz işi aktarırken, onların araştırmasına, eğitimine ve yeni fikirlerine yer açmak da bize düşüyor. Her kuşağın deneyimi farklı olacak. Hazırladığımız zeminin, bu farklı deneyimlerin işe katkı sağlamasına imkân vermesini önemsiyorum.
Benim yolculuğum mutfakta işi öğrenmekle başladı. Zaman içinde ustalar yetiştirmek, ekip kurmak ve sorumluluğu paylaşmak da bu yolculuğa katıldı. Bugün geriye baktığımda, gelişmemizde birlikte çalıştığımız insanların payını açıkça görüyorum. İşletmenin geleceği için attığımız adımların arkasında, günlük emeği ve sorumluluğu paylaşabildiğimiz bir ekip bulunuyor.
